28 Nisan 2025

ANLAŞABİLMEK

 



Bazen zamana bırakırız olmasını istediğimiz şeyleri, zaman her şeyin ilacı diyerek erteler, öteleriz. Hâlbuki zaman sadece unutmayı öğretir, yok saymayı, yokluğa alışmayı… Sevilen ne varsa zamana emanet edilmez, görmezden gelinmez ve vazgeçilmez. Bu yönüyle ele aldığımızda sevebildiğimiz, değerini bildiğimiz ne kadar az şey olduğunu gördüğümüzde insan olarak tabi ki şaşırıyoruz. Değer verdiğimizi düşündüğümüz pek çok şeyi ne kadar ertelemişiz, ne kadarından vazgeçmişiz meğer önce sevdiklerimizden sonra da kendi doğru bildiklerimiz ve kendimizden… Bunu fark ettiğimiz an daha duru bir kalple yaşamaya başlıyoruz fakat çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor… Önce yasını tutuyoruz geride bıraktığımız her şeyin ve herkesin, sonra acısını çekiyoruz ve bir yerden sonra tekrar ellerinden tutuyoruz özlediklerimizin araya hiç zaman ve mesafe, hiç kimse girmemiş gibi… İstiyoruz ki kaldığı yerden devam etsin bazı şeyler ertelenmesin, kırıldığı yerden yeşersin bütün güzellikler ama bu beklentiyle bile zaman kaybediyoruz… En kısıtlı hazinemiz, en verimli günlerimiz zamanın kısırdöngüsünde umarsızlığımızla kaybolup gidiyor, anaforlara yeniliyoruz. Rotasından çıkıyor hayallerimiz, her rüzgârdan ümit bekleyip kendimizi erteliyoruz…

Yavaş yavaş kavrulurken acılarımız, bir nefes, bir mola, bir dem arıyoruz bir bardak çayda… Çayında tadı yok yanında halden anlayan bir dost olmayınca. Çoğu zaman iki kelime etmeyi özlüyoruz anlaşılabilir olmasa da, içimize susuyor, kalbimize dertleniyoruz. Aklımızla kalbimizin savaşı arasında hep biz kalıyoruz ve mantığa mı duyguya mı teslim etsek yaşam yönetimimizi hiç bilmiyoruz. Bir süre sonra varsayımlar giriyor devreye, ya şu konu aksi giderse… Ya bu böyle olmazsa… Ya daha çok incinirsem… Ya istemeden üzersem… Burada zora sokuyoruz kendilik savaşımızı, ince eleyip sık dokumak yetmiyor çoğu zaman, taviz üstüne taviz veriyor, hak edilenleri öteliyor, kısıtsız bir vakitteymiş gibi yaşamaya başlıyoruz…

Aklımız olmadık anlara olmadık çözüm yolları sunarken, çoğu zaman vazgeçirmeye çalışırken bir şeylerden, kalbimiz kendi acılarına sızlamakla zaman geçiriyor ve istemeden kendi içimizde zerrelerimize ayrılıyoruz… Sonrası zaten odaklanamamış, ne istediğini bilmeyen, kendi rüyasını yaşayan doyumsuz bir zihin ve sevmenin sevilmenin ne olduğunu bilmeyen, sevemeyen, sadece dolaşım sağlayan, gönül olamayan bir kalp olarak ilerleyip yönümüzü karanlıkta bulmaya çalışıyor, depresyonumuza kapanıyoruz. Kendi içerisinde bile çelişir insan bu yönüyle, değil ki başkalarını anlamak, başkalarıyla anlaşmak hiç kolay değildir… Bu yüzden kendi çelişkisini anlayabilen insan başkasını da anlayabilecek kapasitededir.

Hiçbir kural, kaide ve şart koşmadan, beklenti içerisine girmeden teslimiyet yaşadığımız anlar vardır. Sonucun ne olacağına dair hiçbir ipucu göremediğimizde, zihnimizin var olan kalıplarından hiçbirine sığmayan bilinmezlik anları…

İnsanlarla yaptığımız anlaşmalara uyumsuzluk göstermektense hiç anlaşmamış olmanın da huzur verdiğini bildiğimiz zamanlar daha iyi hissederiz kendimizi, yüzeceğimiz su bulanık olacağına hiç yüzmemeyi sadece bir kenarda sakince oturup beklemeyi seçeriz. Böyle anlarda ve çevremizdeki insanlarla hangi yollara çıkabileceğimizi belirlediğimizde, içimizden geçenleri sadece kendimizle paylaşmış olmanın sessizliğine vardığımızda, kendimize yazdığımızda en sessiz mektupları, var olan duruma kolaylıkla uyum sağlayabildiğimizde egomuzdan sıyrılır, tüm kalıplarımızı bir kenara bırakır ve kendi kişisel yönetimimize doğru en kararlı adımı atmış oluruz. Sadece yazdığımız kalemi, oyunun kurallarını belirleyerek kendi kişisel sığınma ve korunma alanlarımızı, zihnimizde sur duvarlarla çevrili kalelerimizi yönetme potansiyeline sahip olabiliriz. Çünkü insan sadece geçmeyi hak edenlerin geçebileceği surlar inşa eder, zihninin ve gönlünün kıyılarına, dil ve sesin çatlaklarına izin vermemek için müziğin sesini açar ve bastırır tüm sessizliği…

En yakınımızdaki insanlarla bile farkında olmadan anlaşma kuralları belirleriz, bu kurallara en sık maruz kalanlar en yakınlarımızdır; ailemiz, sevdiklerimiz ve en yakın dostlarımız…

Birilerinin bize yaklaşabilmeleri için belirli kurallara uymalarını talep edebiliriz, insanın doğası gereği kuralları olan, hayatta kalmaya öncelik veren yapımızdan kaynaklanır pek çok şey; bizi olumsuz etkileyebilecek olan herkesten ve her şeyden korunmak isteriz vazgeçmeden potansiyelimizden. Kendi iç sesimizle anlaşabilmektir asıl mesele, çelişkilerimizden kurtulmaktır bir nebze. Bunu bazen çok geç farkederiz.

25 Ekim 2024

YAŞAMAK

 

Kalbi, aklı ve dili arasında yazdıklarında yaşar insan… Hayatına tüm çizdiği yollar ayrıma varmadan, zaman denen gardiyanın avuçlarında tuttuğu kum tanelerine eştir. Mistiktir tadı biraz sevdanın, adı olmasa da tadı vardır… Kimi zaman bir çiçek rengine, bir kuşun kanadına, bir deniz damlası ya da gökyüzünün ışıltısına bulaşıcıdır. İlacı yine insanın kendini olduğu gibi kabullenmesi, özünde araması kaybettiklerini ve korkularının üstesinden gelmesidir.

Uzakta arar insanoğlu hep ufka bakar, hâlbuki mutluluk bugün de var, ne biriktiyse anlarda güzellikten yana hatıralarda onunla dolar kumbaralar… Veryansın, şikâyet etmemek lazım anlayabilmek, anlatabilmek ve değer vermek ama çokça sevmek… Bir şiirdir yaşamak, mısralarını beğenmeyip yenilemeye kalktıkça yeni baştan başladığımız ama yaşattıklarına da asla doymadığımız…

Antik acılarına dokunur insan yüreği, köklerinden gelen, her bir hücresinde çoğalan hatıralarını özler. Ruhu uçsuz bucaksız bozkırlarda koştururken atlarını, gördüğü her manzaraya yeniden aşina olmak ister. Köklerini özler, tek derdinin doğa ile mücadele olmasını ister. Materyal sonradan dâhil olmuştur bu yolculuğa o yüzden insan zaman kaybını öğrenmiştir, macera aramıştır kolaylaşan hayatında sorun yaratmaya. Bunun farkında olan insanlar daha minimalist bir yaşamı seçerek, kendi özünde mutlu ve barışık yaşamış, diğerleri ise daha gösteriş içinde materyalist bir yaşam tarzını tercih ederek ruhunu kasırgaların merkezine atmıştır. Savrulur durmadan aynı yörüngede, hızla döner durur ve bunun içine dâhil eder tüm sevdiklerini. Hâlbuki aslolan kendi benliğini ve özünü aramak, antik yalnızlığının, kendi duvarlarının gölgesinde yaşadığının farkına varmaktır.

Kimsenin deneyimlerini hafife almayın, herkes yaşadığınca, yaş aldığınca bilir bir parça yaşamayı… Tecrübe başkalarının deneyimiyle katlanır. Eksiktir her şeye rağmen yaşamak, çok fazla dolu dolu yaşansa bir haktan çalınmış, az tecrübe edilse kendinden geri kalmıştır insan… En iyisi kararında olandır, kararlı ve tam ayarında yaşamak, yaş almış olmak...

Aklı erdiğince, dili döndüğünce, kalbi elverdiğince taşır insan sorumlulukları, başka insanları, tavrı, duruşu, tarzı… Yaşamak sadece işe yaramak ta değildir bazen, birinin eksiği diğerinin fazlası, birinin rahatlığı diğerinin kaygısıdır. İş yapmış olabilmek için sürekli devinmek, hareket etmekte gerekli değildir. Böyle de dengi dengine sürer gider bu hikâye… Başta anlaşılmaz ama insan başkasında gördüğünü kendi yaptıklarından, yaşadıklarından tanır bu yönüyle insan insana biraz da aynadır.

Kimine göre gelip geçici, kimine göre biraz seçici yaşamak… Bireylerin farklı bakış açılarına saygı duymak, küçük hatalarını hoş görmek, büyük hatalarda ise araya mesafe koyup uzaklaşmak yaşama hevesinin kırılmaması açısından değerli. 


03 Ekim 2024

GÜNE NOT


 

BAŞARI ÜZERİNE

    Kimine göre pek çok işi bir arada yapabilme kapasitesi, kimine göre ise; bir şeylerin üstesinden gelerek önceki halinden bir adım önde olabilme potansiyelidir; başarı dedikleri…

    Şans; her şeyin gerçekten yolunda gitmesi, birilerinin ya da bir şeylerin üstesinden gelmeniz gereken işlerde size yardım etmesidir…

    Bazı yollar yürünür, bazı hedeflere ulaşmak için ise elden gelen her şey yapılır. İşte tam da bu noktada hepimize düşen şey şu; tüm öfkemiz,  tüm hayal etmelerimiz, tüm başarısızlıklarımız, tüm yarı yolda kalışlarımız erteler bizi… Bunların hepsi aslında başarıya giden yolun çok da düz olmadığının, bazen de zorlukların, dağların ve dikenli yolların aşılması gerektiğinin bir göstergesidir. Dışarıdan bakıldığında ise başarı çoğu zaman şansın basit bir getirisi ya da sonucu gibi görünür, çünkü sizin yürüdüğünüz yolda yürümeyen, sizin gibi düşünemeyen, yaşadığınız şeyleri yaşamayan, o zorlukların üstesinden gelmeyen insanlar sizin bu yolları tam olarak nasıl kat ettiğinizi bilemezler ve bunu tamamen bir şans olarak algılayabilirler. Hâlbuki tüm bu süreçteki deneyim defalarca tekrar edilmiş, yenilgi ve başarısızlıklar artık buruk bir lezzete dönüşmüştür. Hatta belki de tat vermez olmuştur. Denize defalarca olta atılmış; Kısmet olur mu? Her şey yolunda gider mi? Daha iyi yapılabilir mi? Pek çok cevapsız soru ardı ardına sıralanmıştır… Elinden geleni yapıp sabretmek gerekir ki; güzelleşsin tüm ihtimaller ya da artık istemediği yerde vazgeçmek erdemdir, boşa harcanmasın çaba ve hevesler…

    İnsan kendine göre yaşar anlarını, istediği şeyler için vazgeçer pek çok şeyden ve sadece ulaşmak istediği için çabasına değer… Başarıyı getiren şans değildir. İstemek, üretmek ve emek vermek gerekir. Hiçbir başarılı fikir tesadüfen ortaya çıkmaz, öncelikle çaba gösterip, meyletmek elzemdir.

28 Eylül 2024

YOL ALMAK


YOL ALMAK


    Paylaşabildiğin ve üstesinden gelebildiğin ne varsa  senin eserin, korkuların ve kaygıların adına ne varsa sen esirisin...


    Kendi ruhunun ıslığını dinle, kendi yolunda kararlı yürümeye devam et ve yaslan arkana, manzarayı seyret... Dünle bugün arasındaki en büyük fark sensin, seni sen yapan ise gerçekten elinden geleni yapıp, üstesinden gelebildiklerin...


    Hayat boyu asli amacın ihtiyacın olduğunda biraz dinlendikten sonra yol almaktır, yolda kalmak değil.


    İnsan önce kendisi olabilme becerisini kazanmalı kendi içerisinde, kendisini tanımlayabilmeli ve diğer insanlardan farklı fakat tamamlayıcı özelliklerini fark edebilmelidir. Kendisini tanımayan çalışan bir insanın bu süreçte pek çok zorluğun üstesinden gelmiş olması, bazılarını ise aşamaması normal bir durumdur. Her insan kadar yalnızlık hissine kapılmış, her insan kadar zorlukla karşılaşmış olması kaçınılmazdır. Bunlar bizi herkesle benzer kılan özelliklerimizdir.

            Herkes aynı yaşam tarzından hoşlanmayabilir, insanlar bazı konularda daha ayrıntıcı ya da detaycı olabilir, üzüldüğü anlarda kimi zaman aşırı hassasiyet gösterebilir. Bir başkasının soğuk davrandığı bir duruma gülümseyerek karşılık verebilir. Tüm bu farklılıklar ise bizim kendi deneyim, yaşantı ve kişiliğimizle ilgilidir. İnsanlar seçimlerini kendi deneyimlerinin sonucunda gerçekleştirir.

            Yol her zaman herkes için aynı değildir, patikaları, engelleri, zemini farklılık gösterebilir. Bu sebeple bir başkası ile aynı tutumları sergiliyor olmanız sizi sadece kendi yolunuzdan alıkoyar. Doğru kararlar sizin kendi kişiliğinizi, özgünlüğünüzü ve kariyerinizi korumanıza yardımcı olur.
           






21 Eylül 2024

CESARET


    Herkesin hikayesi birgün mutlaka kesişir; 
bir gün bir yerde, bir gün başka birinde... 
    Önemli olan hikayeye bütünsel bakmak, hikayeyi tamamlamak ve yeni bir hikaye yazmak için kendinde cesaret bulmaktır...

✨Şiir✨ YAŞAMA HEVESİ

Abartma! dedim kendime usulca, 
Gökyüzü hep aynıydı ama 
Ben şimdi farklı bakıyorum...
Sustu üzüm yaprakları, 
Güneş yaydı gülümseyişini... 
Yaşamaya sevdalısın dedi 
Bilge bir tavırla... 
Gülümsedim hınzırca; 
Hem yaşamaya, 
Hem yaşayana, 
Hem de yaşatana 
Sevdam bitmez benim, 
Yeter ki kendi halimdeliğime ilişilmesin... 
Ben böyle çok iyiyim...
Bugünde böyle başladı yaşama hevesim...

Gülcihan Sinem ÖZTÜRK 

HUZUR

 
    Ben kendime dolmuş, hep başkasına taşmışım dediğim an huzuru öğrendim... Ve huzurumu gerçekten bozmak istemediğimde hiç kimsenin buna gücünün yetmeyeceğini... O gün bugündür herşey olabilir dinginliği var içimde, çevremde sevdiklerim, bir de zaman zaman kendimi dinlediğim doğaya kaçışlarım...

    Bir ağaç gölgesinde oturmak, suyun akışına takılmak, gökyüzünün mavi tonuna hayretle bakmak, daha içten sevebilmek, daha iyi hissetmek... Yeryüzüne sadece bu sebeplerle bile gelmiş olabilirim kimbilir...


TUTKU


 
    Güçlü insan görünce zannediyorlar ki hayat kimsenin canına okumuyor ve yollar herkes için her zaman dümdüz...

    Kaç adım attığımız, kaç kez bocaladığımız, kulaçladığımız sayılır değildi... O yüzden bir müddet sonra saymayı da bıraktık şimdi sadece adımlıyor manzaranın keyfine varıyoruz...
    
    Hayallere ve başarıya giden yollar tutkuyla yürünür...

20 Eylül 2024

MOTİVASYON ÜZERİNE

     

    Kendini anlamakla artar motivasyon ve benliği tanımakla başlar yeni bir hayat...İyi insan olmayı bir kenara bırakmalı bazen, sadece insan olmayı sürdürmeli... Öfkeyi, kızgınlığı, kırgınlığı, üzüntüyü de derin yaşamalı kararınca, her zaman sevgiyi, şefkati, mutluluğu değil! Tek başına savaşmalı kişi kendisiyle, önce kendisini anlamalı, başkasını değil... Çok seviyorum dediği dünyalık herşeyi bir kenara koyup, alışkanlıklarını bir kenara bırakmalı. 

    Kendini yeniden resmedip, kendi aydınlığını kendisi yaratmalı... Biraz boğulmalı zihin karmaşasında, biraz yoğrulmalı ama her seferinde yıkıntılar arasından üzerinin tozunu kendisi çırparak daha güçlü doğrulmalı... Mucize arıyorsanız, mucize sizsiniz!